Yetenekli insanlar, tutkulu oldukları herhangi bir konu üzerine bir aşk mektubu kaleme alıyorlar. Dünyanın daha çok aşka, daha çok aşk mektubuna ihtiyacı var.
Bir Aşk Kyoto,

Japon zen bahçeleri, tapınakları, sokakları, parkları ile insanın kendini bir film karesinin içerisinde hissetmesini sağlayan bir şehirsin sen. Japonya’yı ve Japon kültürünü tanımak için mutlaka seni görmek gerekiyor. 300 yıla yakın Japonya’nın başkenti olduğun için sayısız tarihi ve kültürel mekân barındırıyorsun.

Saatte 320 km. hızla gidebilen Shinkansen hızlı tren hattı ile iki buçuk saatte sana Tokyo’dan ulaştığımızda, kesinlikle bir Ryokan’da konaklamamız gerektiğini biliyordum. Bunun için, Arashimaya bölgesinde sadece geleneksel bir botla erişilebilen nehir kıyısındaki Hoshinoya Kyoto’yu seçtim. Seni tüm büyünle içime sindirmek adına burada uzun bir zaman geçirdim.

Ayakkabılarımı çıkararak girdiğim yüz yıllık binaların birinde olan odamda hazırlanan Japon kahvaltısını ettikten sonara otelin Zen bahçesinde dinlendim, çay merasimine katıldım ve akşam sadece otel misafirlerine hizmet veren ve tek tek odalardan oluşan restoranında şefin elinden çıkma Kyoto mutfağından minik ama hepsi bir tabloyu andıran yemeklerinden yedim.

Ertesi gün de sabah erkenden Altın Pavilyonu ile bilinen “Kinka-Ku-Ji”, dört kilometre uzunluğunda kırmızı tahta kapılardan geçilerek ulaşılan “Fushimi Inarı Shrine” ve her gün rahiplerin ince kumdan elleri ile yaptıkları Zen bahçeleri ile bilinen “Kodaji Temple’ı” gezdim.

Gion bölgesi en eski hem de artık sayısı oldukça azalan Geyşaların yatılı okullarının bulunduğu yer. Tarihi binaların ve pagodaların aralarında yerel kıyafetleri ile dolaşan insanlarla dolu sokaklarında yürüdüm.

Japon kültüründe ne yapıldığından çok nasıl yapıldığı, hediyeden çok paketi, söylenen sözden çok söyleme şekli önemli olduğundan bu ülke sahneye müthiş performans sergileyen bir oyuncu gibi. Ne oynadığı önemli değil, nasıl oynadığına, neler giydiğine, nasıl söylediğine bakıyoruz.

Hem çok modern, çok temiz, çok medeni hem çok egzotik, çok batı, çok doğu… Kendi medeniyetini, kendi değerlerini bozmadan yaratmış.

Japonların geleneklerinden ödün vermeden batılı ve çağdaş dünyaya katkılarının ve katılımlarının ve bu dünyadaki başarılarının sırrını kimse öğrenemeyecek gibi. Bu yüzden en yakın zamanda seni tekrar ziyarete geleceğim. Belki de bu sırrı biraz da olsun bana fısıldarsın.

FROM THE ARCHIVES
FEASTS
FINDS
CASE SERIES
ALL ARCHIVES
FROM THE ARCHIVES
FEASTS
ELMAS KATLAMA

Dört adımda peçeteyi doğru kullanma sanatı.

FINDS
MISIR KOÇANLARININ ESTETİĞİ

Fernando Laposse’un hikayesi Meksika’dan Londra’ya, oradan da dünyaya yayılıyor.

CASE SERIES
ANI(T)SAL TAHRİBAT

İstanbul’da sanatın en yoğun yaşandığı ay eylül, benim için ANI(T)SAL TAHRİBAT sergisiyle başladı.

BLACKOUTS
SEGOVIA

Medina del Campo’da İspanya’nın tarihini sokaklarında, halka açık yerlerinde ve şehir merkezindeki üst üste dizilmiş binalarında yaşayabilirsiniz. İspanya Kraliçesi Isabella’nın şehrine siyah-beyaz bir bakış…

LOVE LETTERS
FEM GÜÇLÜTÜRK

Botanist FEM GÜÇLÜTÜRK’ün Çıtlık Ağacına yazdığı aşk mektubu aşkın sınırlarını aşıyor.

SENSES
AYŞE BOYNER

Ayşe Boyner’in yüksek enerjisi tüm duyularına yansıyor.

CITIZENS
NURAY ADA

En yakın dost, şehre yakın kaçış noktası, rahatlatan derin bir nefes, belki de bir avuç çamurun aldığı şekil…