FORTE DEI MARMI

Ani bir kararla İtalya’da küçük bir sahil kasabasına yapılan seyahat, gelecekteki sayısız güzelliğin anahtarı olabilir mi?

Doğum gününü yalnız kutlamamak için ağlayan küçük bir kız çocuğu şımarıklığında geldiğim Forte dei Marmi, hayatta ruhlarımızın aslında her şeyi bilip, insan bedeninde sadece “unuttuklarımızı hatırlamamız” gereken bir süreç olduğunu bir daha kanıtladı. Keza, Genova havaalanına indiğimizde içimden bir ses, “Burası senin evin ve hayatının adamını burada bulacaksın!” demişti. Bu sesi anneme tekrar etmiş bile olabilirim belki, kim bilir…

Bitmeyen uzun ışıklı tüneller sonunda çocukluğuma varmıştım, adeta Yeşilköy’deydim. Bisiklet, sahil ve çocukların parmaklarından akan dondurmalar. Her şey o kadar tanıdıktı ki! Perşembeden pazartesiye kaldığım çocukluğumda bir yaşıma daha girmiştim. Herkesin benimle gırgır geçmesine rağmen son geceye kadar “o adamı” bulacağıma ve hayatımın kalanını burada geçireceğime dair inancımı kaybetmemiştim. Son gün, bisikletle plajdan kaldığımız otele dönerken, annemin en iyi arkadaşlarından birine aylar öncesinde anlattığım rüyamı yemyeşil ağaçların gölgesinde bir kere daha haykırmıştım. Ve hayat, bizim yaptığımız bütün planları altüst edip yine kendisininkini uygulamıştı.
O kocaman demir kapıdan girdiğimde, ben aslında evime gelmiştim.
Birbirimizi sadece iki saat görmek yetmişti.
İlk görüşte aşk mı bilmiyorum ama o, benim sonsuza kadar en büyük aşkla bağlandığım insanım.
Tanışmamızın üzerinden altı ay geçtikten sonra hayattaki asıl evime taşınmıştım.
Şimdi bu aşkı bize daha da büyüten minicik bir kalp var hayatımızda.
Ne mutlu bize.
Bin şükür!