RIO
Hafif, gamsız ve yaşam sevinciyle dolu
saudade
noun
(especially with reference to songs or poetry) a feeling of longing, melancholy or nostalgia that is supposedly characteristic of the Portuguese or Brazilian temperament.
“Her songs are based on love poems and evoke a melancholy known to the Portuguese as saudade.”
Sadece Portekizce’de var olan bu kelime benim için Brezilya’nın ta kendisi. Rio, uçsuz bucaksız plajların, her köşesinde dans eden insanların, havalarda süzülen futbol toplarının, sanatın, melankolinin ve hayatı bütün hazlarıyla yaşamayı sevenlerin ülkesi. Rio’da geçirdiğim ikinci ayın sonuna doğru artık ben de kendimi buraların yerlisi gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Gittiğim ülkelerde uzun kalmayı ve zaman geçtikçe oranın akışına ayak uydurup bir lokal gibi davranmayı seviyorum. Bu fotoğraf serisi de kendimi Rio’nun bir sakini ve hayatın doğal akışının bir parçası gibi hissettiğim zamanların mahsülleri. Brezilyalıların en büyük özellikleri sürekli olarak hareket etmeyi sevmeleri bana göre. Burada herhangi bir sokakta yürürken 100 metre mesafe içinde samba yapanlara, plaj voleybolu veya futbol oynayanlara, kaykay veya sörf yapanlara ve sokak müzisyenlerine aynı anda rastlamak mümkün. Sakinleri hareket ettikçe şehir elektrik enerjisi üretiyor gibi bir hisse kapıldığımı hatırlıyorum Rio’dayken. Aşk ve tutku onlar için kutsal bir hakmış gibi, Brezilyalılar birbirlerine olan sevgilerini sokakta bile göstermekten çekinmiyorlar. Bir fotoğrafın fotoğrafçının ayağına gelmesi gibi bir durum yaşanıyor bu şehirde. Çektiğim bazı fotoğraflar bisiklet üzerinde gezerken bazıları da Ipanema plajı 9.kiosk civarinda, arka fonda meşhur Bossa Nova çalan kafelerde otururken hayat buldular. Bir balıkçı gibi sabrettim, bekledim ve gördüklerimi çektim. Brezilya bana çok iyi gelmişti. Ağzımda hala yağmur ormanlarında yetişen Açai meyvesinin tadı ve hafif, gamsız ve yaşam sevinciyle dolu zaman geçirmenin mutluluğu var.
Umarım bu satırları okuyan herkesin yolu bir gün buraya düşer.

















